İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Karşılaşmalar

“Karşılaşmalar” BGST’li tiyatrocuların İKSV Tiyatro Festivali’ne sundukları bir proje. Proje kısmen “kolektif oyunlaştırma” ile paslaşan, fakat daha çok “kolektif yapım” ya da “kolektif prodüksiyon” diyebileceğim bir anlayış içinde kotarılıyor. Oyun hakkında “kotarıldı” değil de “kotarılıyor” demek daha doğru, çünkü bazı bakımlardan taslak ya da taslağın bir ölçüde ötesine geçmiş olma özelliğini koruyor. Festival kapsamında oyunu seyredenler, örneğin final sahnesinin bu durumda olduğunu fark edeceklerdir. Sonuç olarak hazır değil, hazırlanmakta olan bir yapımla karşı karşıyayız.

Benzer bir durumu Kerem Kurdoğlu’nun yazıp yönettiği Kafka’nın “Dava”sının uyarlamasında (“İstanbul’da Bir Dava”) da gözlemlemiştim. İki yıl önce, festivalde ilk gösterimleri yapıldıktan sonra, yeni sezon açılışında seyrettiğim “Dava”, aradan bir yaz geçmesine rağmen, bende hâlâ tamamlanmış izlenimi uyandırmamıştı.

Benzer bir kaderi “Karşılaşmalar” da yaşayabilir mi?

Bu konuda bir tahminde bulunmak kolay değil. Benim asıl üzerinde durmak istediğim, niçin bu tip oyunların hazırlanmasında ve taşınmasında güçlüklerin yaşandığı. Bu anlamda “Karşılaşmalar” bir örnek-olay olarak ele alınabilir.

“Karşılaşmalar”ı “Dava”dan ayıran önemli bir özelliği, kadro yapısı itibariyle meslekten eğitimci ve sanatçıların dışında “çalışanların tiyatrosu” dediğimiz bölgeyi de içine alması. Yani profesyonel / amatör ayrımının katı bir şekilde yapılmadığı bir kadro tarafından sahneleniyor. Ayrıca, piyasa ile ilişkilerin mesafeli yaşandığı bir anlayış genel olarak onay görebildiği için, tiyatro yoluyla geçim derdinin çok öne çıkarılmadığı bir mesleki duruştan da söz edebiliyoruz.

Bunlar bir ensemble pratiğinin sergilenebilmesi için avantajlar sağlıyor. “Ensemble” kelimesini “topluluk” kelimesi bir yere kadar ima edebilir. Ensemble, toplanıp bir araya gelmenin ötesinde, kolektif bir araştırma ve yaratım sürecinde yer alan bir topluluğu ima eder. BGST’li tiyatrocular bir ensemble pratiği sergileme konusunda ne kadar başarılı olabiliyorlar?

Proje danışmanı olarak benim gözlemlediğim şu oldu: Genelde, kalabalık sayılabilecek bir topluluğun belli bir yapım çerçevesinde organize olması ve çalışma zamanının daha büyük bölümünü yapım kaygısının belirlemesi. Durum bu olunca, kolektif oyunlaştırma pratiği şu ya da bu düzeyde zora girecektir doğal olarak. “Karşılaşmalar”da örneğin final sahnesinin ilk kez seyirci önüne çıktığında taslak izlenimi uyandırması, ama sonradan yapılacak (muhtemelen yapılmakta olan) ayrıntı çalışmalarıyla derinlik elde edecek olmasının nedeni budur.

Birçok tiyatrocu, kalabalık sayılabilecek bir topluluğun önüne bir hedef koyarak bir araya gelmesini, buluşmasını dahi önemli bir başarı olarak görüyor. Haksız sayılmazlar, toplanmak, bir topluluk oluşturmak ensemble oluşturmanın önkoşulu. Fakat nihayetinde, seyirciyle ve tiyatroda olup bitenlerle ilgili söylem üreten entelektüel çevrelerle buluşmak ve karşılaşmak, ortaya koydunuz yapıtta sonuçları görülebilecek araştırma ve yaratıcı sürecin eleştirisini içerir. Dolayısıyla bu buluşma ve karşılaşma için hazır olmak gerekir.

“Karşılaşmalar” tiyatro alanına genel olarak baktığımızda sıra dışı bir çıkışı temsil ediyor. “Biraz ‘suratına karşı’ politik tiyatro yapılırsa ne olur?” türünden bir sorunun yanıtını veriyor. Bu çıkışa derinlik kazandırmak ve taşımak kolay değil. Politik olarak yakın dönem Türkiye’sine ilişkin açık sözlü bir temsili hedeflerken, tiyatro alanında yaygın bir oto sansürün varlığını sürdürdüğünü ve kafaların karışık olduğunu belirtmek gerekir. “Karşılaşmalar” bu duruma itirazın istisnai bir sonucudur.

BGST’li tiyatrocular bu itirazı yapmaya ve taşımaya ne kadar hazır? “Karşılaşmalar” ile sınanan bu sorunun yanıtıdır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

tr_TRTurkish